Dayanağım, sığınağım.
Modern psikolojide bir şeylere dayanacak olsam neye dayanabilirdim? Bunlar kırmızı parlak tuğlalarla örülmüş cafcaflı bir duvara benziyor. Sağında solunda önünde arkasında sağlam destekleri olmayan ve her an yıkılmaya müsait duvarlar. Uzaktan hoşlar ama o tuğlalar köpükten yapılmış. Gerçek değiller. İşte o duvarlardan hiçbiri sağlam değildi beni tutmaya, yaslayamadım ruhumu, vücudumu, benliğimi onlara. Dayanmadı hiçbiri düşüncelerimin ve sorularımın ağırlığına. Onlar çöktü benim onlara dayanmamla sonra da ben çöktüm onların enkazının altında kalarak. Hiçbiri anahtar değildi benim kilitlerime. Hangisi tüm kilitlerime uyan anahtardı? Neye dayanabildim? Ne beni tuttu sımsıkı? Yumruklarıma ve itişlerime rağmen neyin bana dayanak neyin bana destek olduğunu gördüm? Evet, hissetmedim. Gördüm. Hissetmekten çok daha güçlü bir şeydi bu çünkü. Somut bir görüş olmasa da gördüm defalarca. Somut olarak tutulmasa da elim defalarca tutuldu ve çekildi hayırlara. Defalarca kaldırıldım kollarımdan t...