Dayanağım, sığınağım.

Modern psikolojide bir şeylere dayanacak olsam neye dayanabilirdim?

Bunlar kırmızı parlak tuğlalarla örülmüş cafcaflı bir duvara benziyor. Sağında solunda önünde arkasında sağlam destekleri olmayan ve her an yıkılmaya müsait duvarlar. Uzaktan hoşlar ama o tuğlalar köpükten yapılmış. Gerçek değiller. İşte o duvarlardan hiçbiri sağlam değildi beni tutmaya, yaslayamadım ruhumu, vücudumu, benliğimi onlara. Dayanmadı hiçbiri düşüncelerimin ve sorularımın ağırlığına. Onlar çöktü benim onlara dayanmamla sonra da ben çöktüm onların enkazının altında kalarak. Hiçbiri anahtar değildi benim kilitlerime.

Hangisi tüm kilitlerime uyan anahtardı?

Neye dayanabildim? 

Ne beni tuttu sımsıkı?

Yumruklarıma ve itişlerime rağmen neyin bana dayanak neyin bana destek olduğunu gördüm?

Evet, hissetmedim. Gördüm. Hissetmekten çok daha güçlü bir şeydi bu çünkü. Somut bir görüş olmasa da gördüm defalarca. Somut olarak tutulmasa da elim defalarca tutuldu ve çekildi hayırlara. Defalarca kaldırıldım kollarımdan tam yıkılacağım anlarda. Her uçurum kenarına gittiğimde kendi isteğimle, bir bulut parçası geldi bir rüzgarla ayaklarımın altına ve rüzgar üfledi buluta beni götürmesi için o sağlam duvarları olan sığınağa. O sığınağın kökleri öyle sağlam ve dışı öyle güzel sarmaşıklarla sarılı ki, dokunduğumda elimi yüzümü yasladığım o yumuşaklık ruhumu okşuyor. O sarmaşıklara sarıldığımda beni ince ama sert olmayan dallarıyla sarıyor sarmalıyor ve hiç etmediğim kadar rahat ettiriyor. Seviyorum yapraklarını dalları beni kucaklarken. Birden çiçekler açmaya başlıyor beni saran dallarda daha önce hiç görmediğim güzellikte ve hiç duymadığım kokuda olan. Çiçekler saçlarıma taç oluyor, elbiseme nakış oluyor, gönlüme dokunuş oluyor. 

Ben bu sığınak sayesinde anlamlandırabiliyorum her şeyi. Bu sığınağın pencerelerinden kalbimi ve zihnimi aydınlatan ışıklar saçılıyor. Bu sığınağın kökleri sonsuzluğa dayanıyor ve ben o köklerin güven verici hissiyle bu nimetin hakkını verebilecek miyim şükrünü eda edebilecek miyim diye düşünmekten kendimi alamıyorum. 

Ben kapkaranlık ormanın içinde dolaşırken ve vücudum vahşi hayvanların saldırısıyla yara bere içinde kalmışken ayaklarımın altı dikenlerden kanlanmışken buldum o'nu. 

Pencerelerinden yansıyan ışığı gözlerimi kör edecek parlaklıktaydı ve bir süre bakamadım korkumdan kör olursam diye. Yanına gittiğimde şu an sarıldığım sarmaşıklar davetkar birkaç küçük ince dalıyla yumuşak yapraklardan yerleştirdi yaralarıma. O zamanlar kollarımı açıp sarılacak cesaretim yoktu sarmaşıklarla dolu duvarlara çünkü insan tanımadıklarından uzak dururdu, tanımıyordum ve güvenmiyordum. Tanımasam da orada durmaya devam ettim. Seyrettim, dinledim her çıtırtısını. Rüzgarın uğultusunun yaprakları hışırdatışını hayranlıkla izledim. Fırtına geldiğinde ve soğuklar bastırdığında daha da yaklaştım çekingen adımlarla. Vahşi hayvanların sesini duyduğumda daha da sokuldum bir bakıma kanatlarına bu sığınağın. Ben o'na alıştım, ben o'na alıştıkça ve o'nu tanımaya başladıkça o da bana kendini açtı. Ben o'na yaklaştım o bana daha güzel görünmeye başladı, o'na hiçbir şeye olmadığı kadar güvenmeye başladım. Çünkü beni hep korumuştu. Umut doluyorum artık birden çıkmaza girdiğimde. Düşüncelerimi kirlerden temizliyor ve çarpıtmalardan arındırıyor tertemiz oksijen veren yapraklarıyla.

Güzelliği ile de büyülendim ve artık kendimi o'na hayran olmuş bir şekilde buldum. Ancak insanım ya, hayranlığım bazen hatalar yapmama sebep oldu ve o'na yeterli özeni gösteremiyorum çoğu zaman. Yine de elimden geldiğince sarılıyorum o'na. Bazen de o çekiyor beni dallarıyla ben unuttuğumda, teslim oluyorum o'nun tavrına.

O'na sahip olduğum için, o'nu bulabildiğim için şükür doluyum. Beni kocaman ormanın içinde o'nu bulmaya iten dikenlere, vahşi hayvanlara karşı da minnet doluyum. Onlar olmasaydı ben bir sığınak aramayacaktım ve belki de o ormanın içinde kaybolup gidecektim. Cesedimi kuşlar yiyecekti ve mahvolup gidecektim. Şimdi biliyorum ki bu sarmaşık beni sonsuza kadar koruyacak ve kimseye yem etmeyecek. 

Bayezıd-i Bestami Hazretleri der ki : "Hakikat aramakla bulunmaz ancak bulanlar hep arayanlardır."

Beni İslam'ı bulmaya yönelten Rabbime yarattıkları adedince hamdlar olsun. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

fairytale