Bir gece beni boğazımdan yakalayan hüzün
Bir gece yarısı çöken ve seni yapayalnız yakalayan o hüzün.
Şimdi çoğu yakınıma dair elimde kalan şeyler eski fotoğraflar ve fotoğraflardakilere duyduğum o özlem, daha fazla sarılamadığım, daha güzel sevemediğim o değerli anlar, neden üç günlük dünyada kendimize ve çevremize bu kadar çok zarar veriyoruz ve her anın değerini bilmiyoruz isimli serzeniştlerim, kendi kendime konuşmalarım ve ağlaşmalarım, yüreğimde hissettiğim o garip acı, hasret duygusu, dedemin hatırladığım son anı, bana son gülüşü son dokunuşu, anneannemin ağrıları, sancıları, hastalıkları, beni her yanağımdan öptüğünde yanağımı silmelerim ve şimdi keske öpse de saklasam anneannemin kokusunu yanağımda sızlanmalarım, onu üzen ama en çok sevdiği oğlunun da bir ay önce bu dünyayı terk etmesi, kavuştular birbirilerine avunması, aklıma gelen anılar ve yaşanmayan hatıralar, yaşanmasını umduklarım ve hayal kırıklıkarım, gittikçe azalmalarım, hayatımdan çıkmaya devam eden insanlar, yakınlar, akrabalar ve en sonunda bakakaldığım mezar taşları... Acizliğimi hatırladıkça eksikliklerden ve noksanlardan münezzeh olan Allahıma artan güvenim... Yaşım arttıkça çoğalan hüzün de bir gece yarısı yakalayıveriyor boğazımdan işte ve ben düğüm düğüm olduğumu hissediyorum. Kendi kendimin sırtını sıvazlıyor, kendi kendimin gözyaşını silip güzel sözler söylüyorum. Tonton kızım benim, uşağım benim deyip bana söylenen ve aklımda kalan o birkaç sözleri onlar söylüyor gibi kendime söyleyip onlarla özlem gideriyorum. İhtiyacım vardı onlara ama olmamalarının sebebini de çok iyi biliyorum. Dualar ediyor ve onlarla kavuşacağım günü iple çekiyorum. Ve artık insanlara değil günlüğüme anlatıyorum.
Beni bir gece yarısı ansızın yakalayan o hüznü saygıyla selamlıyorum...
Yorumlar
Yorum Gönder