İmtihanlar
Yaşadığımız birçok olayın ve tecrübelerimizin arkasında yatan sebebi bilemiyoruz çoğu zaman. Başımıza gelen her kötü olayda o anın verdiği panik ve üzüntü haliyle ne yapacağımızı bilemez bir şekilde başımızı ellerimizin arasına koyup oflayıp sızlanıyoruz belki de. Kötü olarak algıladığımız pek çok olay nasıl oluyor da gelip beni buluyor diye düşünüyoruz. Okuduğum kitaptan da edindiğim bilgiler ve farkındalıklar doğrultusunda bu konuya biraz değinmek istiyorum.
Biz Müslümanlar olarak kadere, hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna inanırız. Allah izin vermediği müddetçe başımıza hiçbir şey gelmez. Öncelikle bunu iyice idrak etmemiz gerekiyor. Yaşadığımız veya yaşayacağımız her iyi ve kötü olay aslında bizim imtihanımızdır. Biz bu olaylardan sonra nasıl tepki vereceğiz? İyi olaylar sonrasında şükür mü edeceğiz, yoksa bunu hak ettiğimizi düşünüp ego tatmini mi yapacağız? Ya da kötü olaylar yaşadıktan sonra isyan mı edeceğiz yoksa sabredip bu olaydaki hikmeti anlayana kadar Allah'a mı sığınacağız? Neler öğrenip kendimize ders çıkaracağız? Vereceğimiz tepkiler üzerine bir imtihana tabiiyiz aslında.
"Allah Rasulü (s.a.v) samimi ve şuurlu bir müminin hayatında ne ile karşılaşırsa karşılaşsın yaşadığı her durumu, karşılaştığı her olayı kendisi açısından hayra çevirebileceğini belirterek şöyle buyurmuştur:
"Müminin durumuna hayret edilir. Çünkü onun bütün işleri kendi hayrınadır. Başına sevineceği bir şey gelse bundan dolayı şükreder ve bu durum onun için hayırlı olur. Başına bir sıkıntı gelse buna sabreder ve bu durum da onun için hayırlı olur. Böyle bir şey mümin dışında bir kimse için söz konusu değildir." (Müslim, zühd ve'r-rekaik,64). Demek ki hayata ve olaylara "iman" penceresinden bakmayı becerebilenler için her ne yaşanmış olursa olsun sonuç açısından iyiliğe dönüşebilir. "
-Allah'ım Sorularım Var, Prof. Dr. Soner Duman
Bir de çoğu zaman keşke şöyle olsaydı, böyle olsaydı ya da keşke şöyle olmasaydı, diyerek söylendiğimiz oluyor. Belli bir süre geçtikten sonra aslında bu şeylerin iyi ki öyle olmadığını fark ederek yanıldığımızı görüyoruz. Duygularımız ve algılarımız yanılmış olabiliyor. İyi veya güzel bulduğumuzu zannettiğimiz bir şey aslında öyle de olmayabiliyor. Bizler sınırlı algı kapasitemizle birçok şeyi göremiyor ve bilemiyoruz. Bu sebeple aceleci davrandığımız ve yanlış çıkarımlarda bulunduğumuz çok zaman oluyor. Bunun bilincine varmaya başladıkça acizliğimizi daha iyi anlıyoruz.
Bundan dolayı aslında güzel görünen şeylerin kötü olabileceğini, şer gibi görünenlerin de aslında hayır olabileceğini bilmeliyiz. Ayette Rabbimiz buyuruyor: "Sizin sevmediğiniz bir şey sizin için hayırlı olabilir. Sizin sevdiğiniz bir şey sizin için şer olabilir. Allah bilir, siz bilemezsiniz." (Bakara, 216)
Ayrıca bu hayır ve şerler üzerine sabır ve şükür halini sergiliyor muyuz diye bizleri test ediyor. "Her canlı ölümü tadacaktır. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz." (Enbiya, 35)
Biliyoruz ki burası cennet değil ve birçok imtihanla karşı karşıyayız. Dünya aslında cennete giden bir köprüdür. Bu dünya hayatında yaşadığımız ve yaşayacağımız zorluklar olacak ancak biz Rabbimize sığınıp samimiyetle bağlı kalırsak bize kolaylık yaratacaktır o zorluklar içerisinde. Nasıl ki içinde Rabbine tereddütsüz güven olan Hz. İbrahim ateşe atıldığı halde yanmadı, nasıl ki Hz. Yunus bir balığın karnında durmasına rağmen tek parça halinde dışarı çıkabildi, nasıl ki o bıçak Hz. İsmail'i kesmedi işte biz de Rabbimize tereddütsüz bir şekilde güvendiğimizde bize bir kolaylık gösterecek ve bizi zorlandığımız durumdan ferahlığa ulaştıracaktır şüphesiz.
Yorumlar
Yorum Gönder