Yolda olmak

Metroda, otobüste veya başka bir ulaşım aracında gidiyoruz. Oturuyoruz veya ayaktayız. Otururken dinleniyoruz ve ineceğimiz durağın gelmesini bekliyoruz. Bazen kitap okuyor bazen bir şeyler dinliyor bazen de arkadaşlarımızla sohbet ediyoruz. Bazen oturacak yer bulamıyor ve ayakta durmak zorunda kalıyoruz. Ulaşım aracı sarsıldığında bir yere tutunmaya ve dengemizi sağlamaya çalışıyoruz. Düşmemek için çabalıyoruz. Ayakta durabilmek için gayret ediyoruz. Tüm bunlar olurken siz sabitsiniz. Siz yani kendiniz olarak sabitsiniz, fiziksel olarak değil. Bazı duraklarda bazı insanlar iniyor, yeni insanlar biniyor o ulaşım aracına. Seyreyliyorsunuz bu anları. Siz inene kadar inenler ve binenler etrafınızdan geçip gidiyor. Belki size bir şeyler fark ettiriyorlar belki küçük bir sohbet edebiliyorsunuz o insanlarla. Bazıları kendi işlerine çok odaklı olduğu için sizi görmüyorlar bile, bazıları sizi kendilerinden farklı gördükleri için en uzak yerde duruyorlar, bazıları da sadece gitmek istediği yer hakkında soru soruyorlar. İşte tüm bunlar olurken hayatı düşünüyorum. Yaşamı bu ulaşım aracı gibi aslında, ineceğimiz yere kadar verilen süre içinde hayatımızdan birçok insan geçip gidiyor. Her birinin bize öğrettiği bir şey var aslında dikkatlice bakarsak. Her birinin bizim için bir görevi var. Bazıları sabrı öğretiyor bazıları şükretmeyi. Bazıları bizi kendimize getiriyor bazıları da kendimizle barışık olmayı öğrenmeyi. İnsanlar gelip gidiyor, hayatımızdaki var olma süreleri sona erdiğinde kapı açılıyor ve iniyorlar. O insandan ne öğrendiğim bana kalıyor. Bazen de biz iniyoruz durağımız gelince ve insanların hayatlarından biz çıkıyoruz. Ancak eninde sonunda hep kendimizle kalıyoruz. Kendimizle başladık bu yolculuğa ve kendimizle bitireceğiz yine. Nasıl bir yolculuk oldu diye sorarsak işte bunun cevabını tam anlamıyla yolculuk bitince öğreneceğiz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

fairytale